"Tanrı yoksa, O'na inanan bir şey kaybetmeyecektir; fakat tanrı
varsa, O'na inanmayan her şeyini kaybedecektir."
Bir Fransız matematikçi
,fizikçi ve aynı zamanda teolojist olan Blaise Pascal, Etienne Pascal' in
üçüncü çocuğu ve tek oğluydu.Daha üç yaşındayken annesinin ölümü üzerine
yetim kalır.1632 yılında babası dört çocuğuyla beraber Clermont’ u terk
ederek Paris’e yerleşir.
Babası antiortodox olduğu
için O’nu kendisi yetiştirmeye karar verir. Kendisi de zamanının iyi
matematikçilerinden olan Etienne Pascal, oğlunun 15 yaşından önce matematik
çalışmaması gerektiğine karar vererek evini matematik dokümanlarından
arındırır
Ülkemizde matematiğin
simgesi haline gelen Cahit ARF 1910 yılında Selanik’te doğdu. 1932 yılında
Galatasaray Lisesi’nde matematik öğretmenliği, 1933 yılında İstanbul
Üniversitesi Fen Fakültesi’nde profesör yardımcısı (Doçent adayı ) olmuştur.
Doktorasını 1938 yılında Almanya’da Göttingen Üniversitesi’nde tamamladı.
Daha sonra İstanbul Üniversitesi’ne dönen ARF, 1943 de profesör, 1955’de
Ordinaryus Profesör oldu.1964-1965 yılları arasında Fransa’da bulunan
Princiton’daki Yüksek Araştırma Enstitüsü’nde konuk öğretim üyesi olarak
görev yaptı.
1938 yılından beri
Cahit ARF cebir, sayılar teorisi, elastisite teorisi, analiz, geometri ve
mühendislik matematiği gibi çok çeşitli alanlarda yaptığı çalışmalarla
matematiğe temel katkılarda bulunmuş, yapısal ve kalıcı sonuçlar elde
etmiştir....»
Sonja Kowalewsky’den 30 yıl sonra doğan Emmy Noether’in modern soyut bilime
katkılarını anlatmak için daha bilimsel bir yazı çerçevesi gerekir.
Üniversite öğrenciliğim sırasında, rahmetli hocam Cahit Arf’ın cebir ve
ileri sayılır teorisi derslerinde Noether ismini çok duymuştum, ama
kendisinin bir büyük hanım matematikçi olduğunu sonradan farkettim;
soyadının önündeki harflere dikkat etmemişim herhalde... Çünkü babası Max
Noether (1844-1921) Almanya’da yaşamış, cebirsel fonksiyonlar teorisi,
cebirsel geometride sayısız teoremleri ile tanınmış bir matemakçidir.
Erlangen’de doğan kızı Emmy, önce Göttingen’de profesör olmuş, modern cebire
önemli katkılarda bulunarak sayısız öğrenciler yetiştirmiştir. Topoloji ve
ideal teorileri ve Galois teorisinin modern takdimi üzerindeki araştırmaları
ile adını dünyaya duyurmuştur.....»
“Kainat dediğimiz kitap
,yazıldığı dil ve harfler öğrenilmedikçe anlaşılamaz.O, matematik dilinde
yazılmış;harfleri üçgen, daire ve diğer geometrik şekillerdir.Bu dil ve
harfler olmaksızın kitabın bir tek sözcüğünü anlamaya olanak yoktur.”
Babası profesyonel bir müzisyen olan Galileo İtalya’nın
eğik kulesi ile ünlü Pisa kentinde dünyaya geldi.Rönesanssın son döneminde
yaşayan Galileo Descartes,Kepler,Shakspeare ve Francis Bacon gibi ünlülerle
çağdaştı.İlme katkısı ise matematik, fizik ve astronomi alanlarında
olmuştur.Aynı zamanda sanata karşı da bir yatkınlığı vardı;ut ve org
çalmanın yanında güzel resim tablolarıyla dikkati çekiyordu.
Galileo öğrenimine bir manastırda başladı. Daha küçük
yaşta iken kendine çeşitli oyuncaklar yaparak üstün yeteneklerini
göstermiştir....»
Matematiğin önemli ana
dallarından biri olan ‘cebir’ dalının kurucusu, bu konunun öğreticisi ve bu
konuda kuramsal içerikli ilk yapıt veren bilim adamıdır.
Tam adı Muhammed Bin Musa el-Harezmi olan
bu büyük bilim adamı, Horasan’da (Özbekistan’ın Karizmi kentinde)
doğmuştur.Hayatının büyük bir bölümü Bağdat’da (Beytü’l Hikme’de)
matematik, astronomi ve coğrafya konularında çalışarak geçmiştir.
Cebirin kurucusu olan Harezmi’ nin iki önemli matematik kitabı vardır; "Cebir" ve "Hint Hesabı".Harezm'
de temel eğitimini alan Harezmi gençlinin ilk yıllarında
Bağdat'taki ileri bilim atmosferinin varlığını öğrenir
Şimdi, epey gerilere giderek İskenderiyeli astronom ve matematikçi Theon’un
kızı Hypatia’yı anlatalım. Bilimi ve zerafeti ile olduğu kadar güzelliği ile
de ünlü olan bu filozof ve matematikçi Grek hanım Atina’da eğitimini
tamamladıktan sonra İskenderiye’ye yerleşmiş ve orada bir okul açmıştır.
Zamanında yaşayanlarca filozof İsidorus’un karısı olduğu söylenmişse de,
bunda bir yanılgı olduğu sanılmaktadır; çünkü güvenilir yazarlara göre
Hypatia hiç evlenmemiştir.....»
Bugün Euler’ in 802'
ye
yakın eser bıraktığını biliyoruz.
Euler 15 Nisan 1707
tarihinde Bale’de doğdu. Babası da matematikçidir. Euler ilk derslerini
babasından aldı. Okula gittikten sonra ünlü matematikçi Bernoulli’ nin
dikkatini çekti ve Euler’i matematiğe hem teşvik etti, hem de yetiştirdi.
Euler ilk eserini 19 yaşında yazdı ve çok beğenildi.
Euler çocukları çok severdi. Yazılarını çocuklarından biri kucağında,
diğerleri etrafında oynarken yazmasına herkes şaşırırdı.
1936 yılına kadar Euler’in eserlerinin miktarı belli değildi. Bugün Euler’in
802e yakın eser bıraktığını biliyoruz.....»
Öklid,
Mısır'ın İskenderiye şehrinde doğdu. "Temel Öğeler" adlı yapıtıyla , son
zamanlara dek geçerliliğini koruyan matematiğin temellerini atmıştı.
Bu
geometri, halen lise öğrencilerine okutulmaktadır.Öklid, kendinden önce gelenlerin eserleriyle kendi öz yapıtlarını da
derleyerek, bugün Öklid geometrisi adıyla bilinen geometriyi, aksiyomlarına
dayandırarak geliştirmiştir.
Büyük İskender döneminden sonra, Yunan ilminin yayılmasına ve bilime yeni
bir bakış açısı getirmesinde öncü olmuştur.....»
Pascal üçgeni diye
bildiğimiz şey aslında bir Hayyam üçgenidir.
Selçuklu
döneminin yetiştirdiği büyük matematikçi ve astronomlardandır.
Edebiyat , tıp, tarih, hukuk ve astronomi konularında geniş bilgisiyle
ünlüdür. Ancak Hayyam'ın felsefe , tasavvuf, fıkıh, tarih ve tıp
konularında yazdığı bilinen bir çok yapıtı günümüze ulaşamamıştır.
Hayyam ,Matematikçi ruhuyla şair ruhu arasında bocalayan , körü körüne
inanmaya ve bağlanmaya isyan eden , gerçeğin sırlarını gizleyen
karanlığın önünde yapayalnız kalmış, yeni şeyler öğrendikçe
bilgisizliğin bilincine varmış, materyalist ve natüralist bir bilim
adamıdır....»
Sayılarla müzik arasında bu ilişkiyi keşfeden Pisagor
Yunan
felsefeci Doğum yeri olan Samos(Sisam) Adası'ndan M.Ö.529'da Güney
İtalya'ya, Crotono'ya göç etti. Güney İtalya bu devirde bir Yunan
kolonisiydi ve buraya yerleşenlerce Magna Graecia(Büyük Yunanistan) adıyla
anılıyordu. Protona da bu yörenin zengin
liman kentlerinden biriydi.
Pisagor işte burada biraz kişisel çekiciliği, biraz kendisinde var
olduğunu iddia ettiği kehanet gücü ve biraz da etrafında oluşturmayı
başardığı gizemci havayla kentin zengin ve soylu delikanlılarından 300
kadarını bir çatı altında topladı ve....»
Descartes, bir Fransız
matematikçisi, bilim adamı ve filozofudur. Modern felsefenin babası olarak
bilinir.Fransa'nın Touraine bölgesinin La Haye isimli şehrinde doğmuştur.
Poitiers üniversitesinde hukuk öğrenimi görmüştür. Üniversiteyi bitirdikten
sonra bir süre askeri müesseselerde görev almıştır.Daha sonra bir süre
Fransa’ nın dışına seyahatlerde bulunmuştur.Ardından 1628 yılında Fransa'ya
geri döner.Aynı yıl felsefe ve optik üzerine değişik deneyler
yapmıştır.Daha sonra hayatının büyük bölümünü geçireceği Hollanda'ya
gider.....»
XIX.
yüzyılın ikinci yarısında yetişmiş, değerli eserler vererek, 57 yaşında
hayata gözlerini kapamış, bir ilim ve fikir adamıdır. Salih Zeki Bey, 1864
yılında İstanbul'da doğmuştur. Ortaöğrenimini Darüşşafaka' da görmüş, yüksek
öğrenimini Paris'te elektrik mühendisliği bölümünü bitirmiştir.
Salih Zeki,
Darüşşafaka ve Mühendis Mektebi'nde matematik ve fizik dersleri okutmuştur.
Daha sonraki çalışmalarının tümünü üniversiteye vermiştir. Bugünkü gerçek
üniversitenin kurucusu Salih Zeki'dir. Türkiye'ye, matematik, fizik ve fen
derslerini batılı yöntemleriyle ilk getiren odur. Birçok gazete ve dergide
çıkan güzel yazılarıyla Türk gençliğini edebiyat kadar matematiğe yönelten
ve matematiği sevdiren yine o olmuştur....»
15
Ocak 1850’de Moskova’da aristokrat bir ailenin kızı olarak doğan Sonja
Korvin Kroukowka, küçük yaşından itibaren matematik çalışmaya başlamıştı.
Sonja’nın yurt dışında öğrenim görme arzusu onu Almanya’nın Heidelberg
Üniversitesi’ne götürdü. E.T. Bell’e göre bu çok yetenekli genç kız, yalnız
yeni zamanların en yüksek kadın matematikçisi değil, aynı zamanda kadının
özellikle yüksek öğretimdeki yeteneksizliği fikrine karşı, bağımsızlığa
kavuşması cereyanının önderi olmuştur.
1869
sonbaharında 19 yaşında göz kamaştırıcı bir genç kız olan Sonja,.....»
Sonja Kowalewsky’den önce yaşamış Fransız hanım matematikçisi Sophie
Germain’i anlatmak için, Kowalewsky’nin hocası Weierstrass’dan söz ettiğimiz
gibi, bu defa bilimlerin kraliçesi matematiğin prensi Gauss’dan söz etmek
gerekiyor. Almanya’nın Braunschweig şehrinde 1777’de fakir bir ailenin oğlu
olarak dünyaya gelen Gauss, çocukluk çağında parlayarak, genç yaşlarında
metamatiğe kesinlik getirme ve yeni devir açma mertebesine erişir. O
çağlardaki hocalarının ve onlar vasıtasıyla Braunshweig Dükü Ferdinand’ın
destekleriyle büyük çalışmalar yapmak imkanını buldu. Esas konumuz Gauss
olmadığı için onun için söylenmesi gereken güzel sözleri bir tarafa
bırakarak; sadece şaheseri Disquisitiones Arithmatica’yı zikredelim....»
"Yeryüzü, suyun
üstündedir ve suyun üstünde tahta parçası gibi durur, dalgalanır."
Antik
dönemin ünlü filozofudur. ataları Fenikelilerdir.. Son kaynaklar, M.Ö. 625
yılında Milletos'ta doğup, 545'te öldüğünü kabul eder. Yaşadığı yıllarda;
geniş bir araştırma, inceleme, düşünme ve mühendislik yeteneği ile ilginç
bir ticari zekası sonucu üne kavuşmuştur. Miletos Okulu'nun kurucusudur.
THALES zamanımıza kadar intikal eden yazılı bir eser bırakmamıştır.
Düşünceleri öğrencileri yoluyla zamanımıza kadar intikal etmiştir.....»
1971'de Balkan
Matematikçiler Birliği Ödülü sahibi
Tosun Terzioğlu, 1942 yılında
İstanbul'da doğdu. 1961'de Robert Koleji'ni, 1965'te İngiltere
Newcastle Üniversitesi'ni bitirdi. 1968 yılında Almanya Frankfurt
Üniversitesi'nde doktorasını yaptı. Yurda döndüğünde ODTÜ Matematik
Bölümü'ne öğretim görevlisi olarak girdi (1968). 1977 yılında profesör
oldu. 1978 - 1982 yılları arasında ODTÜ Fen-Edebiyat Fakültesi
dekanlığı görevinde bulundu....»
Türk
matematikçilerinden birisi olan Uluğ Bey, Timur'un erkek torunlarından
hükümdar olanlardan birinin oğludur. Asıl adı Mehmet'tir. Fakat o, daha çok
Uluğ Bey adı ile ünlü olmuştur. 1393 yılında Sultaniye kentinde doğmuştur.
Timur'un öldüğü
sıralarda Uluğ Bey Semerkant' ta bulunuyordu. Semerkant ve Maveraünnehir,
Mirza Halil Sultan'ın saldırısı ve işgali üzerine babasının yanına gitmek
zorunda kalmıştır. Babası buraları yeniden yönetimine alarak on altı yaşında
olan Uluğ Bey'e yönetimini bırakmıştır. Uluğ Bey, bu tarihten sonra, hem
hükümeti yönetmiş ve hem de öğrenimine devam etmiştir.....»