İtalyan matematikçi Fibonacci
yazdığı matematik kitaplarından birinde tavşan çiftliği olan bir arkadaşıyla
ilgili olduğunu iddia ettiği bir problem sorar. Bu probleme göre arkadaşının
çiftliğindeki tavşanlar doğdukları ilk iki ay yavru yapmazlar. Üçüncü aydan
itibaren her çift her ay bir çift yavru yapar. Buna göre Fibonacci’ nin
arkadaşı bir çift tavşanla başlarsa kaç ay sonra kaç çift tavşanı olur?
İlk ay yeni doğmuş bir çift tavşanımız olsun. Matematik problemlerinde bu
yavruların anasız babasız nasıl büyütülecekleri konusuna pek girilmez!
İkinci ayda bu tavşanlar henüz yavrulamadıkları için hala bir çift
tavşanımız var. Üçüncü ay bunlar bir çift yavru verecek ve iki çift
tavşanımız olacak. Yeni doğan çift dördüncü ay doğurmayacak, oysa ana
babaları yeniden bir çift yavru yapacak ve toplam üç çift tavşanımız olacak.
Bu şekilde devam edersek pek bir yere varamayacağız galiba. Düşünsenize 100.
aya kadar hesabı böyle götürmemiz mümkün mü? Öyleyse daha cesur düşünelim:
Örneğin 100. ayda kaç tavşanımız olacağını doğrudan hesaplamaya
çalışalım.99. ayda kaç tavşanımız varsa onların hepsi 100. ayda da olacak.
Bunların bir kısmı yavrulayacak. Yavrulayacak olanların en az iki aylık
olması gerektiğine göre 100. ayda yavrulayacak olanlar 98.ayda sahip
olduğumuz tavşanların hepsi olacak. Demek ki 100. aydaki tavşan sayısını
bulmak için 98.aydaki tavşan sayısıyla 99. aydaki tavşan sayısını toplamak
gerekiyor.
Bu hesaba bazı itirazlar yükselebilir. Biz sadece 100. aydaki sayıyı merak
ediyorduk. Şimdi onu bulmak için hem 98. hem de 99. aylardaki sayıyı
bulmamız gerekecek. İşimiz birken ikiye katlandı. Ama durun. Bu hesabı 100.
ayda değil üçüncü aydan itibaren yapalım. Birinci ve ikinci aylarda birer
çift tavşanımız vardı. Demek ki üçüncü ay iki çift tavşanımız olacak. Şimdi
ikinci aydaki bir çift ile üçüncü aydaki iki çifti toplayalım. Dördüncü
aydaki üç çifti bulacağız. Böylece her ay daha önceki iki aydaki tavşan
çiftlerinin sayısını toplarsak o ay kaç çift tavşanımız olacağını bulacağız.
Burada galiba dile getirilmemiş bir varsayım verilmektedir, her tavşan
çiftinin bir dişi bir erkek tavşandan oluştuğu varsayımı yer almaktadır;
ancak bunu matematikten çok biyolojinin konusu olarak bir yana bırakırsak
geriye kalan hesap işi zor değildir. Biraz düşünerek tavşan toplumunun nasıl
oluştuğunu saptadıktan sonra aşağıdaki sayı dizisini elde ederiz.
1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144...
Bu diziye baktığımızda onun çok basit bir biçimde oluştuğunu hem
görebiliriz. Sözcüklerle bu şöyle ifade edilebilir; her sayı (doğal olarak
ilk ikisi dışında) kendisinden evvel gelen iki sayının toplamından
oluşmuştur.
Tavşanların ölümlü olduklarını ve doğurganlıklarının saat gibi dakik
düzeninde bir azalma olabileceğini yok sayarsak yukarıda verilen sayı
dizisi, istenildiği kadar, çok büyük sayılara sürdürülebilir. Örneğin
dizinin 25. sayısı 75.025, 100. sayısı ise 354.224.848.179.261.915.075
sayısıdır.
Eğer her Fibonacci sayısını bir sonraki komşusuyla bölerek bulunan oran
yazılırsa (F1 / F2 = 2, F2 / F3
= 1/2... gibi) aşağıdaki sayıları elde ederiz.
1,000000
0,500000
0,666666
0,600000
0,625000
0,615385
0,619048
0,617647
0,618182
0,617978
0,618056
0,618026
0,618037
0,618033
0,618034
0,618034...
Bu sayılar beklenmedik bir 0,618034... sayısına doğru gidiyorlar. Gerçekte
bu, "Fibonacci oranları" nı almayı sonsuza kadar sürdürme sonucunda bulunan
sayılar 0,618033989 sayısına giderek yaklaşırlar...
Fibonacci sayıları ailesi, üç ayrı nedenle yüzyıllardan bu yana yoğun bir
ilgi odağı olmuştur: Birincisi, dizinin daha küçük üyelerinin doğada,
beklenmedik yerlerde tekrar tekrar karşımıza çıkmasıdır. İkinci neden,
oranların limit değeri olan 0,618033989 sayısının çok önemli bir sayı
olmasıdır; çoğu kez
altın oran olarak
adlandırılan bu sayının, oyun kartlarının biçiminden Eski Yunan sanatı ve
mimarisine kadar birçok şeyin matematiksel temelini oluşturduğu
görülmektedir. Üçüncüsü daha çok, sayıların kendilerinin, sayılar teorisinde
beklenmedik biçimde farklı birçok kullanımı olan ilginç özellikleriyle
ilgilidir.
Fibonacci sayılarına doğadan örnek verecek olursak;
Yoncaların hemen hepsi üç yapraklıdır. Kırlarda gördüğünüz çiçekleri
çevreleyen taç yaprakların sayısı genellikle beştir. Düğün çiçekleri,
sardunyalar, menekşeler, çuha çiçekleri, domates ve daha pek çok bitkinin
çiçeklerin beş taç yaprağı vardır.
Söz gelimi yatay olarak ikiye bölünmüş bir elmanın tohumlarının beş köşeli
bir yıldız gibi tam ortada yer aldığını görebilirsiniz. Bir ay çiçeği
bitkisinin de çiçeği de çok ilginçtir. Üzerinde çok sayıda küçük çiçekçik
bulunur. Bu çiçekler sonradan tohumlara dönüşürler. Benzer durumu
papatyalarda brokoli ve karnıbaharda da görebiliriz. |