|

Matematik dünyasına girebilmek için erkek ismi...
Sonja Kowalewsky’den önce yaşamış Fransız hanım matematikçisi Sophie
Germain’i anlatmak için, Kowalewsky’nin hocası Weierstrass’dan söz ettiğimiz
gibi, bu defa bilimlerin kraliçesi matematiğin prensi Gauss’dan söz etmek
gerekiyor. Almanya’nın Braunschweig şehrinde 1777’de fakir bir ailenin oğlu
olarak dünyaya gelen Gauss, çocukluk çağında parlayarak, genç yaşlarında
metamatiğe kesinlik getirme ve yeni devir açma mertebesine erişir. O
çağlardaki hocalarının ve onlar vasıtasıyla Braunshweig Dükü Ferdinand’ın
destekleriyle büyük çalışmalar yapmak imkanını buldu. Esas konumuz Gauss
olmadığı için onun için söylenmesi gereken güzel sözleri bir tarafa
bırakarak; sadece şaheseri Disquisitiones Arithmatica’yı zikredelim.
Gauss, araştırmaları için kendisine danışanlarla yazışmalarında, bilimsel
ilişkilerinde çok yürekli davranırdı. Hiç görüşmemelerine rağmen, Sophie
Germain’e bilimsel olarak gösterdiği ilgi, o devirdeki bir adam, üstelik bir
Alman için eşine az rastgelinir bir olaydır diyor E. Bell.
Fransız matematikçisi Sophie Germain (1776-1831) Gauss’dan bir yaş büyüktür.
Disquistiones Arithmetica’ya hayran olup, bundan ilham alan Sophie Germain,
aritmetik üzerine bazı çalışmalarını Gauss’a mektupla göndermiş, fakat
Gauss’un bir kadın matematikçiye olumsuz bir kanısı olabileceğinden
çekinerek mektuplarında bir erkek adını, M. Leblanc’ı kullanmıştı. Gauss, bu
mektupları derin takdir besleyerek mükemmel Fransızcası ile yanıtlıyordu.
Fransızlar Hannover’i işgal ettiklerinde, Germain, Gauss’a yardım etmek
amacıyla M. Leblanc maskesini kaldırmak zorunda kalır. 30 Nisan 1807 tarihli
mektubunda Gauss, Sophie’nin kendisi için Fransız Generali Petnety’ye
gitmesine teşekkür ediyor ve savaştan acı acı yakınıyor, aynı zamanda
eserlerinden dolayı Sophie’ye takdirlerini bildiriyor ve kendisinin sayılar
teorisine olan derin merakını anlatıyordu. İşti Gauss’u en cana yakın bir
şekilde gösteren bu mektuptan bir parça:
“...
Mektuplaştığım M. Leblanc’ın -hiç tahayyül edemeyeceğim bazı şeyler hakkında
bu mükemmel örneği vererek- birdenbire şu ünlü kişiliğe (Sophie Germain)
dönüşmesini görmekle duyduğum hayreti size nasıl açıklayabilirim. Genellikle
soyut bilimlere ve özellikle sayıların bütün gizemine karşı duyulan bu zevk
pek ender olmakla beraber şaşılacak bir şey değildir. Bu bilimin sihirli
çekiciliği, ancak onun derinliklerine kadar inmek cesaretini gösteren
kimselere kendini gösterer. Fakat bir kadın çetin araştırmalara girişince
örflerimize ve düşüncelerimize göre erkeklerin karşısına çıkan güçlüklerden
çok daha fazlasıyla karşılaşırsa, buna karşın önüne çıkan engelleri aşmaya
ve en karanlık noktalara kadar sokulabilmeyi başarırsa bu kadında hiç şüphe
yok ki, en asil bir cesaret, tamamıyla olağanüstü bir kabiliyet ve yüksek
bir dehanın olduğu kanısına varmalıyız. Gerçekten, yaşamımda bana o kadar
neşe ve zevk vermiş olan bilimin bu çekiciliğinin olduğu kadar, bilime onur
vererek gösterdiğiniz ilginin imkansız hülyalar olmadığını hiçbir şey bu
kadar çekici şüpheye meydan vermeyen bir şekilde kanıtlayamazdı”. Gauss
matematik sorunları üzerinde tartışarak devam ediyor metubuna. Bu mektubun
üst tarafına yazılan şu birkaç sözcük, üzerinde durulmaya değer. “bronsvic (Braunschweig),
ce 30 Avril 1804 Jour de manaissance” (bu 30 Nisan benim doğum günüm).
Gauss’un arkadaşı Olbears’e 21 Temmuz 1807’de yazdığı bir mektup, genç
kadına yapılan övgülerin sırf bir nezaketten ibaret olmadığını
göstermektedir. “Langrange astronomi ve yüksek matematikle ilgileniyor,
hangi asal sayılar için 2’nin kübik veya kuadratik bir rezidü (kalan) olduğu
üzerine bir süre önce göndermiş olduğum iki deneme teoremini kanıtlanacak en
güzel ve en zor teoremlerden ikisi olarak düşünmektedir; halbuki Sophie
Germain bunun kanıtlarını bana gönderdi, bu kanıtların bir değeri olduğunu
sanırım...”
Göttingen Üniversitesi Gauss’un Sophie için teklif ettiği fahri doktor
ünvanını vermeye vakit bulamadan Sophie Paris’te öldü. Yine oldukça genç
yaşta ölen bu Fransız hanım matematikçinin fizikten, analize ve soyut
matematiğe geçişteki önemli katkılarını matematik tarihi yazmaktadır.
Bell,
“Sophie matematikle uğraşan kadınlara kader tarafından verilen uğurlu bir
isimdir, yeter ki hayatlarında geniş fikirli hocalara rastlamış olsunlar...”
diyor. Kader beni de Türkiye’nin en büyük matematikçisi Cahit Arf’ın
öğrencisi yaptı, keşke bu temenni için S harfi yetmiş olsaydı diye
düşünüyorum... |